26 Tem 2018

Topraklan(ama)ma

- Yabancı mısınız?

diye sordu. Sorunun büyüklüğü altında kaldım. Sanıyorum olduğum yerde aşağı çekilmeye başladım. Oturduğum sandalyeyle, elimde hesabı ödemek için tuttuğum kredi kartıyla, yüzümde kalan bakışla. Bir metre 83 santim kadar derine inmiş olmalıyım ki, yerin dibine girişim bitti. Toprağın içindeyim. 

Nefessizim. Toprağın bir öğesi gibiyim. Basınç hissediyorum. Birazdan toprağın beni sindireceğini hissediyorum. Ne güzel olur. Ölmeden, bütünleşik bir yapı olacağız. Toprak ve ben. 
Naber toprak? Lakayıt sorduğuma bakma, saygım sonsuz biliyorsun. Ayağa kalkıp bir saygı gösterisi yapardım ama durum malum. 

Oo Hamamcı! Sen de mi buradasın dostum ya! Seni banyomda görünce korkmuştum ama şimdi aynı suyun balığıyız. Su - balık öyle yüksek giriş olsun diye. Yoksa sen siyah bir böceksin, ben sarı bir insan. Belki de banyomdaki böcek değilsin. Her siyah böceğe hamam böceği demem normalde. Toprak altında bir haller oldu bana.  Bütün siyah böcekler birbirinin aynı olur mu hiç! Keşke şimdi Kafka da olsa beni bir güzel dışlasanız:(

23 Eki 2016

Çocuk Kitapları: Lalala

LaLaLa çocuklar için oyunlar ve etkinlikler içeren bir müzik kitabı. Doğan Egmont yayını. Ezo Sunal ve Ömer Özyüten'in hazırladığı kitap yerli çocuk kitaplarından birkaç yönüyle ayrışıyor.

Öncelikle bu bir müzik kitabı. Ezo Sunal Türkiye'de Orff Shulwerk yaklaşımının öncülerinden. Nedir bu yaklaşım? Carl Orff tarafından geliştirilen, müzik pedagojisinde insanın kendini ifade etmesine fırsat veren, müzik ve harekete dayalı bir yaklaşım. Carl Orff'u belki Carmina Burana kantatını besteleyen kişi olarak bilebiliriz. Belki de gayet doğal olarak bilmeyiz. Ben de çok sesli müzikle uğraşmasam bilmezdim belki Carmina Burana'yı.

Benim çocukluğumda normal okullarda "müzik kulağı olan çocuklar" ve "müzik kulağı olmayan çocuklar" diye bir ayırım yapılırdı. Ne kötü, ne kadar yanlış bir ayrımdır bu. Fiziksel engeller dışında her insan müzik kulağına sahiptir aslında. Kimi geliştirebilmiştir, kimininse böyle bir fırsatı olmamıştır. Bazı öğretmenler de "müziğe yetenekli çocuklar" diye bir ayırım yapınca nasıl herkes yakalasın böyle bir fırsatı? Her insan kendini müzik ve hareketle ifade etme potansiyeline sahiptir. Müziği seven, müzikle iç içe yaşamak isteyen herkese şans tanıyabilecek bir eğitim sisteminin hayaliyle konuya dönmeli.

Bildiğim haliyle bir orff sınıfını tarif etmeye çalışacağım: Bir çocuğun elinde kendi üretimi bir enstrüman, bir çocuğun elinde bir top, başka birinde iki adet çubuk, bir tanesi de yalnızca el çırpıyor… Bütün çocuklar birlikte ritim tutuyor, dans ediyor. Kimi zıplıyor, kimi figürler yapıyor, biri olduğu yerde sallanırken, diğer ikisi karşılıklı hareket ediyor… Herkes birlikte yaptıkları müziğin içinde, herkes özgür ifadesinde. Kulağa büyülü geliyor değil mi? Büyü değil, müzik. Orff yaklaşımının en güzel tarafı da bu. Kişinin özel bir yeteneğe sahip olması beklenmiyor. Kendin olarak, en saf halinle ne kadar içinde olmak istersen oluyorsun. Ezo Sunal'ın ifadesiyle "Orff’a göre, müzik ve hareket eğitiminde söz konusu olan yalnızca müzik eğitimi değildir, insanın yetiştirilmesidir." Müzik pedagojisinde, özellikle okul öncesi ve ilköğretim düzeyine odaklanan bir yaklaşım Orff. Ancak yalnızca çocuklara yönelik değil elbette. Her yaştan insanın kendini Orff aracılığıyla ifade etmesi mümkün. Meraklısı, özellikle beden - perküsyon atölyelerini araştırabilir.

Lalala'nın bir diğer dikkat çekici özelliğiyse, bir ayağının da dijital dünyada olması. Akıllı telefonlar için uygulamasını indirdiğinizde, kitapta yer alan parçaları ve daha fazlasını bulabiliyorsunuz. İlgilisi için uygulamada notalar da var. Kitapta ayrıca etkinlik önerileri de bulunuyor. "Çocukla kaliteli zaman geçirmek" son zamanların popüler ifadelerinden. Bu konu başka bir yerde, başka bir zaman açılmalı. Ancak Lalala gerçekten çocuğunuzla verimli zaman geçirmenize yönelik etkinlik önerileri sunuyor. Lalala keşfetmek için çok güzel bir kitap.

Mesela biz sabahları "Günaydın" şarkısını, her seferinde farklı sözlerle söylüyoruz. Erkenden uyanan kuzuya her sabah güleryüz göstermek zor iş. Mendebur uyandıysam bile "Günaydın"ı söylediğimizde bir neşe geliyor: "Günaydın Neris'e, günaydın anneye, günaydın babaya günaydın". Günaydın hepimize:)

İlgili linkler:
http://www.orffmerkezi.org/Hakkymyzda/ORFF-Merkezi/orff-merkezi.html
http://www.ezosunal.com.tr/orff-yaklasimi/
http://www.ezosunal.com.tr/kategori/ezo-sunaldan-notlar/?lang=en
Carmina Burana: https://www.youtube.com/watch?v=GD3VsesSBsw

20 Eki 2016

Çocuk Kitapları: Zuzu'nun Ormanı

Geldik "Zuzu"ya. Zuzu'nun Ormanı, Zuzu ile Uykucu Baykuş, Zuzu Çöplükte. Seri Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkmış, yazarı Görkem Kantar Arsoy. Eğitimlerini Amerika'da tamamlamış ve İletişim Bilimleri'nde uzmanlaşmış, çok sayıda çocuk kitabına imza atmış bir yazar. Diğer kitaplarını okudukça buradan paylaşacağım. Zuzu'nun Ormanı Nerisle en sevdiğimiz kitaplardan oldu (galiba Neris sevince ben de seviveriyorum:). Kitap, Simeon Tennant'ın sade, çocuksu çizimleriyle sıcacık bir hal almış. Hikaye ise kesinlikle yaratıcı!
Zuzu resim yapmayı çok seven bir hayvansever. Bir gün sihirli kalemiyle hayvan resimleri yaparken, hayvanlar gerçek oluyor! Bu durum Zuzu'nun o kadar hoşuna gidiyor ki bir sürü hayvan çiziyor, hepsi kağıtlardan çıkıp gerçek hayata karışıyorlar. Sonraysa olaylar gelişiyor. İnsanlarla hayvanların alan mücadelesi başlıyor. Hayvanlar pankartlarını hazırlayıp eylem yapıyorlar. Sorunu Zuzu'nun çizdiği orman çözüyor. Hayvanlar mutlu, insanlar memnun. Hikaye hayli sofistike. Metinler nispeten uzun. Kısaltarak okumam gerekiyor, çünkü Neris her seferinde heyecanlanıp sayfayı çeviriyor. Biraz daha büyüdüğünde bu seriyle daha iyi vakit geçireceğiz bence.

Zuzu serisi sosyal duyarlılığı yüksek hikayelerden oluşuyor. Geridönüşüm için çalışan Zuzu ve hayvan arkadaşlarının çöplükteki macerası, Zuzu'nun bir baykuşa dönüşerek uykucu baykuş arkadaşına hikayeler anlatarak yardımcı olması. Bana kalırsa üç yaş civarı için biraz zorlayıcı. Ama kitaplar gerçekten çok iyi. Yetişkinlerin de keyif alacağı hikayeleriyle Zuzu serisini minnaklara kesinlikle öneririm.

18 Eki 2016

Çocuk Kitapları: Portakal Elma Armut ve Ayı

Daha önce sessiz kitap olarak "Nerede Bu Fil?"i paylaşmıştım. "Portakal Elma Armut ve Ayı" da sessiz bir kitap. Hem de çok keyifli bir örnek. Kitap sadece resimlerden ve algı yönlendirici birkaç cümleden oluşuyor. Bir ayı, elma armut portakal yerken onlara benzeyiveriyor. Eğlenceli. Armuta benzeyen ayıya bayıldım.

Sessiz kitap olduğundan farklı okumalarını yapmak mümkün. Hatta ses tonu, mimik kullanarak okunduğunda daha komik hale gelebiliyor. Neris pek eğleniyor doğrusu.

Kitap Ankaralı 1001 Çiçek yayınevinden. Bu yayınevine dikkat. Gerçekten güzel kitaplar yakalıyor. Ankaralıyım diye mi bilmem, bu yayınevine karşı boş değilim:) Kitabın yazarı Emily Gravett'in The Kate Greenaway Medal ödüllü olduğu belirtiliyor kapakta. İlgi çekici de ne ola ki bu ödül? İngiliz Kütüphaneciler Derneği'nin, her yıl en iyi çocuk kitabı resimleyicisine verdiği ödülmüş.

Çocuğun hayal gücünü harekete geçirdiği yazıyor kitabın arkasında. Bilemem ama mümkün. Tavsiyedir. 

16 Eki 2016

Çocuk Kitapları: Nerede Bu Fil?

RedhouseKidz'in Çevreci Kitaplar serisinden Nerede Bu Fil? 
"Bu bir sessiz kitaptır" yazıyor kapağında. Sessiz kitap yaklaşımını sevdim. Hiç metin yok, hikaye tamamen resmedilerek verilmiş. Barroux'nun gücü diyelim. Gerçekten nefis.

Sessiz kitap olunca okumadım tabii. Ne okuyayım yazı yok bir şey yok. Sayfaları bile ben çevirmedim. Bu benim için bir deneyim oldu, Neris'in bir kitapla vakit geçirmesine aracılık etmek. Neris sayfaları çevirip kitabı bitirdikten sonra gülümsedi ve bana "Anne okuuu" dedi. Neyini okuyayım kızım, sessiz kitap diyor, sen hayal gücünü şeyyapıcan demedim. Uslu durdum.

Hikaye buruk bir hikaye. Güzeller güzeli bir orman var, içinde bir fil bir papağan bir yılan. Ağaçları kesip evler yapıyorlar, orman küçüldükçe küçülüyor. Bizim hayvanlar da pılı pırtı olan tek ağaçlarını toplayıp göçüyorlar bu diyardan. Neyseki kitabın sonunda yeni bir orman buluyorlar da yüzümüz gülüyor. Birkaç ağacın can sağlığı peşindeyken ne ölümler görmüşüz ya, daha bir buruk oluyor işte bu kitap…

Neris henüz üç yaşında bile değil. Orman küçüldükçe hayvanları bulmak kolaylaştığı için eğleniyor. Sonra bir bana bakıyor, bir kitaba. "Ama ormana gidecekler anne" demez mi. Sessiz kitap, sessiz iletişim. Kaç içeri, biraz ağla, abartma, altı üstü bir çocuk kitabı işte, geri gel, kızının anlam veremediği bu hareketine bir bahane uyduruver, istiyorsa baştan başlayın kitaba, istemiyorsa çocuğun oynasın, sen de ne anılara git burul kal. Abartma. Hepi topu bir çocuk kitabı yahu… Öyle değil işte pek çok çocuk kitabı. O yüzden yetişkinler de çocuk kitapları okusa ne güzel olur. Hele ki Nerede Bu Fil, her eve lazım derim.

14 Eki 2016

Çocuk Kitapları: İyi Geceler Farecikler

Neris bu kitabı çok sevdi. Genelde uykudan önce okuyoruz, ama uyumakla arası bal kaymak olmayan kızım için biraz riskli bir okuma bence.
Kitabın konusu uyku zamanı gelmiş dört farenin anne ve babaları tarafından gece uykusuna yatırılma çabası. Farecikler uyku zamanı geldiğinde, banyolarını yapıp uyuyacakken aniden coşuyorlar. Hoplayıp zıplamalar, tırabzandan kaymalar, banyoyu dağıtıp fırtına çıkarmalar… Neris çok eğleniyor. Ben o kadar eğlenmiyorum. Bence bütün farecikler uyku saatinde sakinleşip, bir an önce uyumalı:)

Kitabın çevirisi çok iyi. Kafiyeli, sevecen bir dili var. Çocuklar böyle metinleri duymayı sever derler. Okuması da kolay, akışkan.

Judy Watson'ın resmetmesi de bir harika. Çok sempatik. Özellikle yüz ifadelerine özen göstermiş sanki. Neris her yüz ifadesini soruyor, neden öyle bakmış, niye yüzünü öyle yapmış… Kitabın resimlerinde hepsinin cevabı var. Bu titizliği sevdim doğrusu. Sabırlı ve yapıcı anne - baba farelerin her duygusu yüzlerinden okunuyor: "Nasıl canlandılar bunlar böyle?" (Ah hiç sormayın fare kardeşlerim.)

Kitapta bir başka hoşuma giden şey, fareciklerinin bakımını anne ve babanın birlikte yapıyor olması. Pek çok kitapta hikayede anne aktiftir. Bu kitap öyle değil. Özellikle, babanın fareciklere banyo yaptırırken gazetesini okumaya çalıştığı sahne pek eğlenceli:)
Güzel kitap kesinlikle. Uykuyla arası iyi olan kuzular için gece, bizim gibiler için oyun zamanlarında okunmasını öneririm. İyi geceler farecikler. 

Çocuk Kitapları: Çu'nun Bir Günü

Çu hapşıracak mı? Ne zaman hapşıracak?
Ödüllü yazar Neil Gaiman'ın çocuk kitaplarından Çu'nun Bir Günü çok heyecanlı:) Yazarına hayran olduğum için objektif bakamıyor muyum acaba diye de düşündüm, ama yok gerçekten çok keyifli bir kitap. Şunu belirtmek gerek ki, Gaiman candır ama kitabı çok sevmemin asıl nedeni Adam Rex'in çizimleri. Adam Rex Amerika'da ünlü bir illüstratörmüş. Ünlü olup olmaması konu değil, şu çizime bir bakar mısınız.

Çu'nun Bir Günü okuması çok rahat kitaplardan. Hikaye çok net, kısa ve öz. Çizimler zaten muazzam. Estetik kısmını bilmem de, espiri anlayışı olarak çok tatlı geliyor bana. 
Çu'nun beklendiği zaman hapşırmaması okurken heyecan yaratıyor, bir sürpriz beklentisi oluşturuyor. Benim mesela günlük hayatta da biri hapşıracak olduğunda ve hapşıramadığında içimde bir uhte kalır. Hapşırsa rahatlayacaktı diye düşünürüm. Hapşırmak ne güzeldir. 
Çu hapşırdığındaysa kötü şeyler olur diyor yazar. O "kötü şeyler"se Adam Rex'in çizimiyle müthiş eğlenceli oluyor! 
Üç yaş civarı için keyifli bir okuma bence. Tavsiyedir.