31 Ağu 2009

Emirgan'dan Kanlıca'ya - Boğaz'ın Işıkları

Daha önceden de bahsi geçtiği üzere, bazı akşamlar işten geç çıkıyorum. Vapur saatimi kaçırınca eve gitmek ciddi bir İstanbul turu gerektiriyor, fakat pek de keyifli olmuyor bu tur. Emirgan'dan Beşiktaş'a kadar otobüsle gidiyorum - ki akşam saatlerinin Ortaköy trafiği pek çekilir değil. Sonra Beşiktaş'tan Üsküdar motolarına biniyorum. Üsküdar'dan dolmuşla eve varıyorum. Vardığımda İstanbul'a karşı kazandığım zaferin tadını uyuyarak çıkarıyorum:P

Bu saatler süren yolculuktan ve trafikten beni kurtarmak için olsa gerek, Emirganlılar ve Kanlıca yetkilileri bir araya gelmişler ve "İşten geç çıkan Nefin'i, morali bozulmadan nasıl eve vardırırız?" başlıklı bir sempozyum düzenlemişler. Sanıyorum bu sempozyum baya tartışmalı geçmiş. O saatlere kadar çalışmama Kanlıca yetkilileri karşı çıkarken, artık Avrupalı olmuş olan Emirganlılar "doğal bir durum" şeklinde yaklaşmışlar. Sempozyumda çıkan arbededen akademik Kanlıcalılar zor kurtulmuş ve sanıyorum beni bu istanbul trafiği çilesinden kurtarmak adına yeni bir sistem oluşturmuşlar. Bu sistemin işlerliği bilimsel olarak kanıtlanmış (bkz. "İstanbul'da Mutlu Mesut Nasıl Yaşanır" el kitapçığı, s.21). Geliştirilen bu mucize sistemin adı: Kanlıca-Emirgan takaları!
Bu takalar siz arayınca 5TL'ye Emirgan iskelesinin oradaki rampaya geliyor. Siz ve sizin gibi eve nasıl gideceğini kara kara düşünen iş çıkışı insanlarını alıp, Kanlıca iskelesine taşıyor. Bu takalar çok tatlı.

Geçenlerde bindim bunlardan birine. Sempozyumdan konuşmadık taka sahibi amcayla. Hatta hiç konuşmadık. Ben binerken birbirimize gülümsedik. Ben inerken de iyi akşamlar diledik karşılıklı.
Ben bindikten bir süre sonra yanımdaki fotoğraf makinem ile kaltak İstanbul'un akşam güzelliğini çekmeye koyuldum. O güzelliği hiç çekemeyenler var. Çekemeyen kıskanmasın: Bakınız, hayli amatör de olsa kendisinden birkaç kuble aşağıdadır:

Netlik konusunda sıkıntılar yaşasam da, Emirgan sahili işte böyle görünüyordu Taka'da giderken...


Sonra yüzümü Kanlıca tarafına çevirdim. Bir güzel fotoğraf da buradan alayım istedi deli gönül. Fakat taka denizin dalgalarına kapılmıştı bile...


"Dalgaların ışıksal betimlemesi" diyerek iddialı konuşacağım, ama ne yalan söyleyim çekmeden bile çok sevmiştim aşağıdaki bu fotoğrafı:


Takanın motoru yan taraftan yaklaşan gemiden can havliyle kaçmak üzere "tar-tar-tar-tarrr" şeklinde kükrediğinde şöyle göründü sahil bana:


...Sonra tam gaz yola devam ettik..Sevgili Taka'nın tek amacı beni sağasağlim Kanlıca'ya ulaştırmaktı sağolsun..Bu niyeti sayesinde yakaladığım kare ise şu oldu:


Öte yandan...Ben sana daha ne diyim İstanbul...
Teşekkürler!
:)

9 yorum:

Adsız dedi ki...

Nefinim, isten gec cikiyor olmana ne kadar uzulsem bosh, elimden birsey gelmez. Ama ne guzel fotolar bunlar, dalgalar isiklar oynasiyor. istanbul yolculuklarini (fotograf) cekilir kILmIssIn, ne guzelsin. Taka taka taka taka taka ta... diye giden ispanyol/italyan-vari bi sarki geliyor kulagima ve guzel bir ankara sabahindan merhaba diyorum sana. Njn

Nefin Huvaj dedi ki...

Sağol nedatim, ben de çok mutlu oldum bu görüntüleri seyreylediğim ve çekebildiğim için..:)

iş mevzusunu boşver..İstanbul'da herkesin ortak şikayetleri iş ve trafik ne de olsa. Fazla yüz vermemek lazım bu iki derde sanırım (İstanbul'u anlamaya çalışırken çözümlemelerim de sürüyor, hadi bakalım..:)

Adsız dedi ki...

Takadan resimler muthis Nefinim.
Yazdiklarin ise bir harika. Hep hep yaz kizim emi.
Istanbul Istanbul olali hep boyledir. Guzelligi ile buyuler, Cilesi ile yorar perisan eder insani. Ama o insan ki Istanbulu terkedebilemez.
Istanbul da bunu biler. Umursamaz. Guzelligine guzel gonuller katar. gittikce boburlenir. Buyurde buyur.. annen
"Yorma beni seveyim seni Istanbul" bestesi yapar insan.
Insan insanlarla birlik olur dolar dolar da istanbula, Istanbul basgelinmez bir metropol olur. Dayan be kizim. Mucadele sonralari ve sonu hep guzellik olur. Operim Nefinim.

Nefin Huvaj dedi ki...

yaa annecim ne kadar tatlısın sen yaaa..
:)

mücadeleye devam Dürücüm..E mücadele esnasında böyle takaya filan binmek de olunca, çok da söyleniyor olmamak lazım doğruya doğru:))

daryal dedi ki...

Eğlencelisin bence:) İstanbul bununla başa çıkamaz.

Adsız dedi ki...

Ben de böyle bir neşeyi, işe resmen basladığım ilk günde mucizevi bir şekilde Altunizade'den Cevizlibağ'a kadar metrobüste oturarak gelebildiğimde yaşamıştım. Istanbul ne kadar özel bir şehir değil mi muhterem? -Baris

Nefin Huvaj dedi ki...

Hele ki tee Amerika'lardan geldikten sonra iyice tadından yinmez oluyordur eminim Barışçım:)

Adsız dedi ki...

Ben almanyadan sevgi, gercekten cok guzel bir blog, eger twitter veya facebook sayfasi varsa hemen
ekliycegim.

Nefin Huvaj dedi ki...

Sevgi Selam. Severek okuduğuna sevindim, teşekkürler...:) twitter/nefinh 'deyim, sosyal medyada kavuşalım:)