6 Eyl 2009

"Kendine Ait Bir Oda" mümkün mü?

Virginia Woolf'a (bir nevi) açık mektup:

Yazın, resim veya müzik sanatı ile ilgilenen veya ilgilenmek isteyen her genç kadının (ve elbette erkeğin:) okuması gereken, özellikli bir kitap yazmışsın sevgili V.Woolf...


Sana olan saygım, her okuduğum kitabınla perçinleniyor gerçekten de ama, bu kitabının bir süredir "yazma" çabasında olan ruhuma dostane tavsiyeler vererek beni çok daha güçlü bir yaptırımla motive ettiğini söylemeliyim*.

"Tek yapabileceğim, sizlere ikincil derecede önem taşıyan bir konuda görüşümü sunmak, yazı yazmak isteyen bir kadının parası ve kendine ait bir odası olması gerektiğini söylemek olabilirdi (...)" (s.6) demişsin. Bundan da fazlasını yaptığın için teşekkür etmek isterim. Ve samimiyetine de ayrıca: "Kuşkusuz zavallı kadın kafaca biraz rahatsız, yoksa kitap ve şiir yazmaya hiçbir zaman girişmezdi." (s.70). :)

Kurmaca yazın dünyasındaki erkek egemenliğini odak konusu yaptığın iddia edilebilir belki, fakat ben olaya daha farklı odaklandığını düşünüyorum. Kadınların yazma konusundaki çekingenliklerini (ilgili zamana kıyasla şu an belki biraz daha farklı olsa da, malesef bu tespitin halihazırdaki geçerliğini görmemek elde değil) aşmaları gerektiği yönünde yapıcı eleştirilerde bulunduğunu iddia edeceğim. Dile getirdiğin şey benim için; "Kendine ait bir odası" olabilen genç kadının aslında farklı rolleriyle yaşamakta olduğu kendi hayatını kabullenerek, içinde sıkıştırdığı ve sanki patlamaya hazır halde olan o atom kütlesini "yazar" sıfatıyla serbest bırakmasına mahal verebilecek bir zihinsel alana arka çıkmak anlamına geliyor. Bahanelerin kolaylığı gerçeği karşısında yapmamız gereken aslında tamamen "kendine ait" olan o odaya girip düşünmek, yazmak (üretme'nin -y hali yazmak. -R hali ve -M hali de dahil elbette bu "Hadi!"ye).

"Her şey, dahiyane bir yapıtın bir bütün olarak ve hiç örselenmeden yazarın usundan çıkabilme olasılığına karşıdır. Köpekler havlayacaktır, insanlar çalışmasını yarıda kesecektir; para kazanmak gerekecektir, sağlık durumu bozulacaktır (...)" (s.58).

(...)"Çünkü şu bir gerçektir ki, tutunacak bir kol yoktur ve tek başımıza yol alırız ve yalnızca kadınların ve erkeklerin dünyasıyla değil, gerçeklikle ilişki içindeyizdir." (s.126)

"Ama inanıyorum ki, eğer bizler onun için çalışırsak, o ozan gelecektir ve bunun için çalışmak, yoksulluk içinde ya da tanınmadan da olsa çabaya değer..." (s.127)


Sevgili V. Woolf, verdiğin güç ve tavsiyeler için çok teşekkür ederim..Ve haklısın: "Kendine ait bir oda" mümkün ve şart!

Yours sincerely:)

Nefin.

*(..as you said meJennifer)

2 yorum:

Tuğrul Sevim dedi ki...

son gelişmelerden sonra anladığım kadarıyla ve tabi geniş gönüllü bir insan olduğun için kendine ait bir oda değil "kendine ait bir salon" ""u var"" demek gerekebilir.

Nefin Huvaj dedi ki...

Yo yo mitmit..yanlış anladın sen onu..Çalışma ortamı olarak salonu kullanacağız, Televizyonu salondan çıkararak zaten bunu büyük ölçüde sağlamış oluyoruz.
Ha, gönlüm geniş, o ayrı...
Ha, televizyonda da şahane film izlerim o da ayrı..
Ama Salon zaten genelde evlerde, ağırlıklı olarak kadının sorumluluğunda olan bir mahaldir.

yeni bir sosyal tartışma başlatmak pahasına, iddiam budur. Salondan biz sorumluyuzdur!

(ha..oldu gibi dimi..ha..hadi bakalım...:)