12 Ara 2021

Öyle Bir Geçer (2020)

Zaman geçsin diye beklerken yaşıyorum. Beklerken zaman geçmek bilmiyor. Zamanı biraz ittirmek gerekiyor. Haydi ilerle. Biraz daha… Başaracaksın. Gün geçmiyor ki yeni gün doğmasın. Zaman geçtikçe insan bu dünyada daha da çok kalabileceğini anlıyor – ve tersini. Haksızlıkların, kıyımların, umutsuzluğun devam edeceğini. Güzel günler görebileceğimizi de çocuklar, insan bunu da anlıyor zaman geçtikçe. Ne derdi annem: Bir davan olsun, dava insanı hayata bağlar. Mücadele derdi, hayat bir mücadele.

Davam yok, ama mücadele ediyorum.

27 Tem 2016

"O Anların Birinde" - 4


Yine gördüm işte! Görmez olaydım. Al işte, kısaldıkça kısaldı cümlelerim. Oh canıma! Nasıl anlatacağım şimdi ben, anlatamadıkça yaşlananlardanım. Deme be, küstürdüm mü kelimeleri? Ah zaten bir o kalmıştı be güzelim...

"O Anların Birinde" - 3

Ben neden senli beni oldum bi başıma?
Saygım sonsuz, ondandır.

"O Anların Birinde" - 5

Kemirgenler:
İçi içini yiyenler.

26 Tem 2016

"O Anların Birinde" - 2

Bugün en çok sırtım ağrıyor. 9 tane kulunç varmış. 9 ayrı şeye üzülmüşüm. 9'una da sırtım dik, azar azar üzülmüşüm. Sayılabilir üzüntüler he mi doktor? Bak müjdemi aldım giderim. De bilirim: Hepi topu 1 kamburu göze alamadığımdandır hepsi. 9'un 1'ine bile gücüm var mı benim, sen onu de bana doktor. Bu ağrı da geçecek desene doktor. Doktor! Sırtımda Kambur taşımıyorum ya! 

"O Anların Birinde" - 1

Kadın aniden bağırdı çocuğa. Öncesinde de sıktığı dişlerinin arasından tıslayarak bir şeyler söylüyor, bir yandan da kolunu budunu çekiştiriyordu. Oğlan bir an sustu, sonra bir nefes aldı. Çocuk bu, konuşacak. Kadın çocuğu tuttuğu gibi yığdı kucağına. Dik gibi oturttu. Sus! Sonra oğlan ağlayarak "anne" dedi kadına. Anne... Sözcüğün son hecesi gürültüye karışırken bir organım çalışmaz oldu benim, hangisi seçemedim.

27 Ağu 2015

Bırak Artık


Buraya her gelişimde aynı yere otururum. Aynı çok beklemiş çay, acı. Bir yudum alır, vereceğim paraya üzülürüm. Ama olsun. Manzarası vardır buranın, bir de çaycı abisi. Çay ve teşekkürler dışında bir diyaloğumuz olmamıştı o güne kadar. O gün, ben sigaramı unutmuşum. Bıraksam şu mereti. Acı çaya vereceğim paraya az ekleseydim de, kuru kuru sigaramı içseydim. Yüzümden mi okundu bilmem, "Sigara alır mısın abla?" dedi çaycı abi. Uzun uzun cümlelerle, mahçupluktan kıvranarak aldım bir dal. Gitti tezgahın yanına, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle, manzaraya bakarak içti sigarasını. Benim içtiğim bana öyle keyif vermedi. Bakakaldım. İyilik yapma keyfi olsa gerek bu, diye düşünmüştüm, ne iyi insan. Bahşiş bıraksam ne güzel olurdu şimdi. Biraz daha param olsa. Sigara alırdım. Bahşişe gene param kalmazdı. Başka zaman bırakırdım. Hiç bırakamadım.

17 Tem 2015

Süte Ekmek

"Yemiyor, hiç bir şey yemiyor bugün!" demiştim sabah sabah. Ben biri bir şey yapsın bekler gibi kapıya, kuzum al yanakları yüzümde bana bakıyor. "Süte ekmek doğra. Çocuklar sever..." dedi Hanım. Süte ekmek. Bilemedim mi ben onu, düşünemedim mi, yoksa yakıştıramadım mı ne yaptım da vermedim. Süte ekmek, çocuklar severmiş. Büyüklerimizin anlattığı "Bizim zamanımızda..." hikayeleri gibi çok uzaklardan gelmiş, şöyle bir gülümseyip geçtim. Süte ekmek doğramadım. Benim al yanak öğlen bir güzel yemek yedi. Parka gittik, oynadı. Gün bitti, uyku vakti. Uykuya düşmeme az var, "süte ekmek!" diye doğruldum yatakta. Çocuklar severmiş. O ne güzel yardım eliydi öyle, o ne doğrudan, gerçek. Ah ben senin gelmişine geçmişine kurban olayım be ablam, diyesim geldi. Dememişim. Elini öpesim geldi. Öpmemişim. Anlamaz gibi gülümseyip geçmişim. Hanımı da bir daha görmemiş, yurdum gönlüne övgüler sunamamışım.
Oturdum anlattım işte. Hepi topu bir güzelleme. Yine söylenmemiş. Ama anlatılmış, niyeyse.

14 Mar 2013

Şule Gürbüz'ün Dediği

"Ben kendimi dinleye dinleye böyle oldum. Kendimde bu kadar dinleyecek ne vardı, şeytanın talimatı ile mi böyle hafız kesilip gece gündüz kulağıma üfledim, sonra duyduklarımla, belki uydurduklarımla sağır, dilsiz ve taş kesildim, bilmiyorum. Dedim ya buraya nasıl gelindiği belli, ama dönüş yolu artık bana hem her tür aşinalıktan uzak, hem tarifsizce yorgun ve kırgınım, hem bilmediğim, ifşası yasak bir hastalığı senelerdir çekmeye o kadar alışmışım ki yaşamak aslen nerelidir, nasıldır, kimlerle geçinir bilmiyorum. Herhalde ona aldırmayanlarla ya da, neyse. İnsan iyi olmaktan umudu keserse iyiymiş gibi yapabilir herhalde diye düşünüyorum."

Şule Gürbüz, Zamanın Farkında, s.31,32

18 Şub 2013

Dursa Sıkıntısı Geçecek Belki

Ben bugün bir öykü okudum.
Yusuf Atılgan, Saatların Tıkırtısı, Notos Dergi (35. sayı, s.47 - 49)
(...)
"Hem hikayemi yazmam için öğrenmem gereken önemli bir şey daha vardı. Bunu ondan soramazdım. Komşularından birine soracaktım. Ama kime? Karşıki bakkala mı? Olmaz güvenim yok ona. Kendi açısından görür insanları. "Saatimi karşı saattçıya onartmak istiyorum. Nasıl adamdır? İçinden değerli bir parçayı değiştirir mi dersin?" diye sorsam.
"Eh, hiç duymadım ama belli olmaz. Kişioğlu bu" falan deyip kuşkulandırır beni yok yere. İyisimi şu tabelacıya sorayım. Ne de olsa bir çeşit sanatçıdır o. İnanılır sözüne."

27 Oca 2013

Albayım?

"Bir şey yapalım ki albayım, sonu gelmesin. Mesela, bu parktan hiç çıkmayalım.
Havuzkenarıdevamlıheykeli olalım mesela. Yerimizi beğenmesek de direnelim."

Oğuz Atay, "Tehlikeli Oyunlar", s.104


3 Kas 2012

Yaprak

Artık savrulmuyorum diye, 
rüzgara meydan okuyacak değilim. 
Yaprak yapraktır.
Her zamankinden çok "yaprak" değildir
- başka yerdeyken de.


16 Eki 2012

Yaşam Sorumluluğu

"Ve yaşam sorumluluğunun verdiği huzursuzlukla,hayatın hızı, havailiği ve asılsız tatminleri karşısında duyduğu korkuyla Sartorius giderek daha da aceleyle çalışıyor, ölmekten ya da tekrar Moskova Çestnova'yı sevip acılara gömülmekten ürküyordu."

A. Platonov, Mutlu Moskova
(Günay Çetao Kızılırmak çevirisiyle)


15 Eki 2012

Benden Bu Kadar

"En canınızdan bezip 'Benden bu kadar' dediğiniz anlarda, bir oyunbozan çıkar ortaya. Kendinizi yok etmeyi, en azından yok saymayı düşündüğünüz bir anda, birisi bir kahve sımarlayıverir; ve bir kahveye fit olup, yaşama devam etmeye karar verirsiniz."

Şule Gürbüz, Kambur


12 Ağu 2012

Günün Müziği - Moriarty

Adının "Moriarty" olduğunu görür görmez aklıma hemen, grubun isminin Sherlock Holmes'un belalısı Moriarty'den esinlenilmiş olabileceği geldi. Şöyle bir baktım da, değilmiş.
Grup Fransız - Amerikalılardan oluşuyormuş ve adını da Jack Kerouac'ın yarattığı bir kahraman olan Dean Moriarty'den esinlenmiş. Bu bilgileri internetten aratmama neden olan müzikleri de şu mesela:

31 Tem 2012

O Adam Olmak

"Son sayfaya vardığımda, anlattığım; metni kaleme alan kendimin, o süreçteki kişiliğimin bir simgesiymiş gibi geldi, metni kaleme almak için o adam olmak zorundaydım, ve o adam olmak için de o metni kaleme almak zorundaydım, sonsuza kadar uzayabilir bu. (Kendisine inanmaktan caydığım anda "Averroes" de uçup gidiyor.)"

Borges, Alef.
(Tomris Uyar çevirisiyle)

8 Haz 2012

Affetmedi Yusuf Atılgan

"Gerçek olan içimdeki bu boşluk mu? Değil! Bir şey var, ama eksile eksile var."

Aylak Adam, 
Yusuf Atılgan

22 Şub 2012

Of - OH

- Of!
geri çekil.
çık dışarı.
uzaklaş.
daha da git...
iyice git.
yüksel. Yüksel, yüksel...
uçmaya başladın mı?
tamam, şimdi daha hızlı uç
daha yükseğe.
evet evet, daha fazla.
oldu.
kal orada şimdi.
aşağı bak.
kendi "Of" sesini duyabilecek misin bakalım,
dikkat kesil.
ses yok mu?
iyi.
kendine bir bak, minicikler arasında minicik mi?
tamam.
dur orada, derin bir nefes al, ver. Havayla alışverişini güzel yap ama.
sonra yavaş ve sakin, in aşağıya...
gel.
yaklaş, yaklaş...
o "Of" diyen minicikin içine gel şimdi, tatlı tatlı yerleş.
nasıl?
- Oh...
Aferim.
Oh be.