Artık savrulmuyorum diye,
Günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Kas 2012
22 Şub 2012
Of - OH
- Of!
geri çekil.
çık dışarı.
uzaklaş.
daha da git...
iyice git.
yüksel. Yüksel, yüksel...
uçmaya başladın mı?
tamam, şimdi daha hızlı uç
daha yükseğe.
evet evet, daha fazla.
oldu.
kal orada şimdi.
aşağı bak.
kendi "Of" sesini duyabilecek misin bakalım,
dikkat kesil.
ses yok mu?
iyi.
kendine bir bak, minicikler arasında minicik mi?
tamam.
dur orada, derin bir nefes al, ver. Havayla alışverişini güzel yap ama.
sonra yavaş ve sakin, in aşağıya...
gel.
yaklaş, yaklaş...
o "Of" diyen minicikin içine gel şimdi, tatlı tatlı yerleş.
nasıl?
- Oh...
Aferim.
Oh be.
geri çekil.
çık dışarı.
uzaklaş.
daha da git...
iyice git.
yüksel. Yüksel, yüksel...
uçmaya başladın mı?
tamam, şimdi daha hızlı uç
daha yükseğe.
evet evet, daha fazla.
oldu.
kal orada şimdi.
aşağı bak.
kendi "Of" sesini duyabilecek misin bakalım,
dikkat kesil.
ses yok mu?
iyi.
kendine bir bak, minicikler arasında minicik mi?
tamam.
dur orada, derin bir nefes al, ver. Havayla alışverişini güzel yap ama.
sonra yavaş ve sakin, in aşağıya...
gel.
yaklaş, yaklaş...
o "Of" diyen minicikin içine gel şimdi, tatlı tatlı yerleş.
nasıl?
- Oh...
Aferim.
Oh be.
4 Oca 2012
28 Ara 2011
Yolda...
Yolda gitmek gibisi yoktur
Bazen, doğumu(nu) göremeye(bile)ceğimiz bir sancıdan dahi ibaret olsa.
17 Ara 2011
Merhaba Eleanor Rigby
Hepimizin arasında bir adım mesafe. Uygun adım marş. Yaşayıp gidiyoruz, bulunduğumuz yerden devam...
Yan yana, uzak uzağa.
Yan yana, uzak uzağa.
22 Şub 2011
21 Şub 2010
Chuck Palahniuk'i neden seviyorum?
Yazdıklarını okumayı çok sevdiğim bir yazar Chuck Palahniuk.
Hemen hemen hepimizin bildiği o kült film Fight Club, aslen bir romandan uyarlandı ve yazarı da pek sevdiğim deli beyinli Chuck Palahniuk mesela.
Benim onu pek sevmemin nedeni yalnızca "Dövüş Kulübü/Fight Club" değil tabi (yoksa böyle bir yazıyı neden yazayım günlüğüme hadi bakalım). Bir de "Choke/Tıkanma" adındaki filmi var. Beyninizin sol lobu dik bir yokuştan aşağı son sürat yuvarlansaydı ne hale gelirdiyse, öyle bir filmdir bu da. Aslen romandan uyarlanmıştır ve yazarı da -e tabi- Chuck Palahniuk'tir. Kendisine aferimlerimi sunduktan sonra kendime de sunuyorum huzurlarınızda çünkü, onu neden pek sevdiğimi siz sevdiceklere ifade etmek niyetiyle üşenmeyip, okuduğum kitaplarından sevdiğim bazı alıntıları aşağıya yazacağım:)
"Katil, kurban ve şahit; üçümüz de başrolü oynadığımızı sanıyoruz. Bu durum muhtemelen dünyadaki herkes için geçerli." (Görünmez Canavarlar, s.13)
"Sevdiğim hayatı yaşıyorum diyorum kendi kendime ve yaşadığım hayatı seviyorum." (Görünmez Canavarlar, s.24)
"...Ve kimse bakmıyorken, kendimi yeterince gerçek hissedememekten de nefret ediyorum!" (Görünmez Canavarlar, s.50)
"‘Sakin ol’ diyor Brandy, ‘Her ne düşünüyorsan onları milyonlarca başka insan da düşünüyor. Her ne yapıyorsan onlar da yapıyor ve hiçbiriniz sorumlu değilsiniz. Çünkü hepiniz ortaklaşa bir çabadan ibaretsiniz.’" (Görünmez Canavarlar, s.152)
"Her başarılı adamın arkasında, şahsi bir takıntı bulacaksınız." (Kaçaklar ve Mülteciler, s.71)
"Hiçkimse müzik bağımlısı olduğumuzu itiraf etmek istemiyor." (Ninni, s.27)
"Herkesin hayal gücü tükendiğinde artık kimse dünya için bir tehdit olmayacak." (Ninni, s.28)
"Hepimiz kendimizi anlatmak istiyoruz. Hiç kimse unutulmak istemiyor." (Günce, s.26)
"Anlamadığın şeyi her tarafa çekebilirsin." (Günce, s.62).
Chuck Palahniuk’in zehirlenmiş zihninin doruklarını keşfetmenin ilgimi çekmesinin yanı sıra, farkında olarak veya olmayarak söylediği bazı önemli şeylerin altını çizmek gerektiğini düşünüyorum gerçekten... Çünkü anladığına inanarak ifade ettiğin şey, anlamadığın bir şeyi istediğin tarafa çektiğin anlamına gelmez her zaman:)
NOT: En sevdiğim kitabı olan Gösteri Peygamberi'nden seçtiğim alıntıları buraya yazmaya kalkarsam, bu blog yazısı amacından taşmış olacaktı. O nedenle ancak okumanızı temenni edebilirim şu aşamada.
Hemen hemen hepimizin bildiği o kült film Fight Club, aslen bir romandan uyarlandı ve yazarı da pek sevdiğim deli beyinli Chuck Palahniuk mesela.
Benim onu pek sevmemin nedeni yalnızca "Dövüş Kulübü/Fight Club" değil tabi (yoksa böyle bir yazıyı neden yazayım günlüğüme hadi bakalım). Bir de "Choke/Tıkanma" adındaki filmi var. Beyninizin sol lobu dik bir yokuştan aşağı son sürat yuvarlansaydı ne hale gelirdiyse, öyle bir filmdir bu da. Aslen romandan uyarlanmıştır ve yazarı da -e tabi- Chuck Palahniuk'tir. Kendisine aferimlerimi sunduktan sonra kendime de sunuyorum huzurlarınızda çünkü, onu neden pek sevdiğimi siz sevdiceklere ifade etmek niyetiyle üşenmeyip, okuduğum kitaplarından sevdiğim bazı alıntıları aşağıya yazacağım:)"Katil, kurban ve şahit; üçümüz de başrolü oynadığımızı sanıyoruz. Bu durum muhtemelen dünyadaki herkes için geçerli." (Görünmez Canavarlar, s.13)
"Sevdiğim hayatı yaşıyorum diyorum kendi kendime ve yaşadığım hayatı seviyorum." (Görünmez Canavarlar, s.24)
"...Ve kimse bakmıyorken, kendimi yeterince gerçek hissedememekten de nefret ediyorum!" (Görünmez Canavarlar, s.50)
"‘Sakin ol’ diyor Brandy, ‘Her ne düşünüyorsan onları milyonlarca başka insan da düşünüyor. Her ne yapıyorsan onlar da yapıyor ve hiçbiriniz sorumlu değilsiniz. Çünkü hepiniz ortaklaşa bir çabadan ibaretsiniz.’" (Görünmez Canavarlar, s.152)
"Her başarılı adamın arkasında, şahsi bir takıntı bulacaksınız." (Kaçaklar ve Mülteciler, s.71)
"Hiçkimse müzik bağımlısı olduğumuzu itiraf etmek istemiyor." (Ninni, s.27)
"Herkesin hayal gücü tükendiğinde artık kimse dünya için bir tehdit olmayacak." (Ninni, s.28)
"Hepimiz kendimizi anlatmak istiyoruz. Hiç kimse unutulmak istemiyor." (Günce, s.26)
"Anlamadığın şeyi her tarafa çekebilirsin." (Günce, s.62).
Chuck Palahniuk’in zehirlenmiş zihninin doruklarını keşfetmenin ilgimi çekmesinin yanı sıra, farkında olarak veya olmayarak söylediği bazı önemli şeylerin altını çizmek gerektiğini düşünüyorum gerçekten... Çünkü anladığına inanarak ifade ettiğin şey, anlamadığın bir şeyi istediğin tarafa çektiğin anlamına gelmez her zaman:)
NOT: En sevdiğim kitabı olan Gösteri Peygamberi'nden seçtiğim alıntıları buraya yazmaya kalkarsam, bu blog yazısı amacından taşmış olacaktı. O nedenle ancak okumanızı temenni edebilirim şu aşamada.
16 Şub 2010
Yaşayan Kütüphane
Geçtiğimiz hafta sonu TOG'un düzenlediği Yaşayan Kütüphane'ye katıldım.
!F festivali kapsamına aldıkları için, filmlerime denk getirip katılabilmiş olmak mutluluk verici oldu benim için. Emeği geçen herkesin eline sağlık öncelikle...

Fikir çok güzel. Bu projede kitap okumuyor, insan olan bir kitap ile konuşuyorsunuz. TOG'un düzenlediği bu etkinliğin teması "Önyargılar" idi. Pek çok toplumsal kesime karşı pek çok farklı önyargımız var. Bunları, o kesimlerden canlı kitaplarla konuşma, tartışma fırsatı sunuyor bu etkinlik.
Kitap adlarından bazıları şöyleydi: Yahudi, Kürt, Ermeni, STK çalışanı, Lezbiyen, Transeksüel...Bir sonraki Yaşayan Kütüphane'de ben de "Çerkes" başlıklı kitap olmak için başvurumu yaptım mesela. (Talebe göre "Sosyolog", "Arıza birey", "Festival Takipçisi" filan da olabilirim bence...:)
Türkiye'de bu tarz projelerin gerçekleştirildiğini görmek güzel. Katılım da çok yüksekti ve bu durumun oraya gelen herkese gurur verdiğine eminim.
Bir sonraki Yaşayan Kütüphane'yi ben de bu internet günlüğümden duyuracağım. İlgilenenen herkes gelsin, konuşsun. Duyarlı biri olduğunu düşünenler için gerçekten yaşanmaya değer bir deneyim, benden söylemesi...
!F festivali kapsamına aldıkları için, filmlerime denk getirip katılabilmiş olmak mutluluk verici oldu benim için. Emeği geçen herkesin eline sağlık öncelikle...
Fikir çok güzel. Bu projede kitap okumuyor, insan olan bir kitap ile konuşuyorsunuz. TOG'un düzenlediği bu etkinliğin teması "Önyargılar" idi. Pek çok toplumsal kesime karşı pek çok farklı önyargımız var. Bunları, o kesimlerden canlı kitaplarla konuşma, tartışma fırsatı sunuyor bu etkinlik.
Kitap adlarından bazıları şöyleydi: Yahudi, Kürt, Ermeni, STK çalışanı, Lezbiyen, Transeksüel...Bir sonraki Yaşayan Kütüphane'de ben de "Çerkes" başlıklı kitap olmak için başvurumu yaptım mesela. (Talebe göre "Sosyolog", "Arıza birey", "Festival Takipçisi" filan da olabilirim bence...:)
Türkiye'de bu tarz projelerin gerçekleştirildiğini görmek güzel. Katılım da çok yüksekti ve bu durumun oraya gelen herkese gurur verdiğine eminim.
Bir sonraki Yaşayan Kütüphane'yi ben de bu internet günlüğümden duyuracağım. İlgilenenen herkes gelsin, konuşsun. Duyarlı biri olduğunu düşünenler için gerçekten yaşanmaya değer bir deneyim, benden söylemesi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)