11 Eyl 2011

Çok Ayıp

O gün metrodan çıkmış, pek de gitmek istemediğim randevuma doğru yavaş adımlarla ilerliyordum. Buluştuğumuzda bir dolu soru soracak, ben de bekleneni yaparak, hepsine kaçamak, kısa cevaplar verecektim. Aslında kendisini anlatmak istediğini yüzüne vurmayacak, cevaplarımı dinlemediğini bile sezdirmeyecektim. Eski tas, eski hamam, tellaksız. Ama yine de gitmek zorunda hissediyordum kendimi. Bunca yıllık arkadaşlığımıza ayıp olurdu.

Metronun merdivenlerini çıkarken kafamda bu düşünceler dolanıyordu. Yavaş hareket ettiğim için merdivenin sağından gidiyordum, yine de arkamdan “off” diyen biri olmuştu beni sollarken. Düşünceli olmam işe yaramamıştı, yine birini oflatmıştım işte. Çıkışa doğru ilerlerken ATM’yi gördüm. Nakit param olmadığını bana fark ettirdiğine sevindim. Nakit para olmazsa, buluşmalardaki hesap ödemeler uzun sürer. Benim de kalp atışlarım hızlanır, daralırım.
Para çekmeli. ATM’de bir kişi vardı. Neyseki sıra yok. Sıra olsa da beklerdim. “ATM’de sıra vardı” derdim, gecikmişliğimle 15 dakikamızı azalttığım için memnun. ATM’de işlem yapan kadının biraz sıkıntıda olduğunu anlamam uzun sürmedi. Kartı tekrar sokuyor, tuşlara sinirli bir şekilde basıp, kartı tekrar çıkartıyor, bir iç çekiyor ardından ofluyor. Ne çok of... Bu seyirde gerçekleşecek üçüncü turunu atmadan önce çevresine bakındı ve elbette hemen arkasında duran ben’i gördü. ATM işlerinden anlarım, belki de yüzümden belliydi. Ayrıca bana zaman kaybettireceği için her tür sorusuna yardımlarımla karşılık vermeye hazırdım. Aksi ayıp olurdu zaten. Gecikirken yalnızca cümlem değişecekti: “ATM’de birine yardım ettim”, hepsi bu. Kadın bütün öngörülerimi teyitlercesine sorusunu sorduğunda, ATM kuyruğuna bir iki kişi daha eklenmişti. Yardımseverliğimi fazla uzatmamalıydım, yoksa bekleyenler oflayama başlarlardı. Ah o oflar…
“Pardon ya, bişi sorabilir miyim bilirsiniz belki, ben kendi hesabıma  para yatıramıyorum da, neden olmuyor, neye basmalıyım? Bu sistem çok karışık!” Basit bir soru. Daha çetrefilli olanlarına da hazırdım oysa, buradan en fazla 2 dakika kaybederim. “Şöyle yapabilirsiniz…”. “Teşekkürler.” Henüz aldığım teşekkürün tadını çıkaramamıştım ki arkamdan bir soru daha yükseldi: “Başka bankanın hesaba havalesini nasıl yapçaz? Bu makine yol göstermiyor ki bilelim!” Sakin olun bayım. ATM’ye sinirlenirken bana sorduğunuz sorunun tonuna dikkat edin. “Ben işlemimi bitireyim, size yardımcı olacağım.” diyebildim nezaketle. Gelen karşılıktan bir şeyleri sezinlemem gerekirdi belki, bilemedim. “Tamam da benim de acelem var yani, çabuk olursanız…” Belli ki gıcık biri. Yardım etmesem mi acaba? Ayıp olur ama, başladım bir kere… “Benim işlem tamam. Siz buyurun böyle, havale için göstereyim ben…” Henüz bu işlemi tamamlamamıştık ki arkada bekleyen teyze hareketlendi: “Evladım, ben de kart borcu yatırcam, burdan yapılıyo dediler, sana zahmet…” Anladım ben seni teyze, anladım. Kaybettiğim zaman henüz 5 dakika ancak olmuştur, senin için de vaktim var merak etme.  “Şimdi bakarız birlikte teyze”. Arkadan bir ses daha: “Fatura ödeme için de bana yardım edebilir misiniz?” “Onu şubeden de yapabilirsiniz aslında…” Sana da bir 5 dakika verirsem, geciktim diye azarı yerim ama artık! Bu kadarı da fazla olur. Gıcık bay söylenmeye devam etmeseydi bari, geç de olsa randevuma yetişebilirdim, ama işler beklediğim gibi gitmedi: “Tonla paramızı alıyolar, sonra da bizi böyle ATM’de boğuşturuyolar eşşoğlueşşekler!” Gıcık bay kesinlikle sinirli biri. Gayri ihtiyari soruverdim: “Kim dediniz pardon?”
“Kim olacak, bankalar!” Üzerime kükremeden de cevap verebilirdiniz, benim ne suçum var?
“Evet ya hayret bişi! Fatura ödicez, yok burdan alamıyoruz, yok şu şubeye gidin! Ben ATM’de aptal durumuna  düşmek zorunda mıyım ya!” Bu kim? ATM kuyruğuna eklenen yeni simalar aynı hizada durmaktan vazgeçmiş, ATM’nin önünde duran bencağızın çevresini sarmaya başlamıştı.
“Geçenlerde kredi kartı borcum yüzünden haciz geldi. Banka memuruna derdimi anlatayım dedim, hayvanmışım gibi konuştu benimle. Siz çalışanlar anlayışlı olmazsanız, vatandaşın da böyle sabrı taşar işte!”
“Pardon da ben banka çalışanı filan değilim, bu ATM başında görev yapıyor da değilim. Deminki bayan yardım istedi ben o yüzden…”
“Hep laf, hep laf! Nazik konuşa konuşa burnumuzdan getiriyorsunuz, adiler!”
Beyefendi lütfen düzgün konuşun, çok ayıp…”
“Asıl size ayıp! Yazıklar olsun! Bunca insan ATM başında perişan oluyoruz... Bir kez olsun halden anlayın yahu!” Yahu ben bankada filan çalışmıyorum, konuşmama bir fırsat verseniz...
“Evet kesinlikle! Geçen eve haciz geldi, ben faturayı yatırmıştım, sizin banka hata yapmış. İşim gücüm yok bir de sizin hatanızla mı uğraşicam ben be!”
Bir dakika, örselemeyelim, açılalım biraz lütfen… Kimse müdahale etmeyecek mi? Sakin olun. Ben sadece buradan geçen normal bir insanım, bankayla filan alakam yok, kendi halinde bir insanım ben, çekilir misiniz biraz geri!
“Sesini yükseltme, bize hiiiiç sesini yükseltme! Şimdi bizim konuşma sıramız işte! O bankana da söyle, benim hesabıma el koymak öyle kolay iş değil tamam mı!” Ne hesabı? Ne el koyması? Bıraksanıza kolumu yahu, benim ne suçum var…
“Çekilsene kenara şuna iki çift lafım var” , hah bir sen eksiktin ablacım, “Beni salak bir fona ikna edip, yıllarca biriktirdiğim parayı borsa morsa diyerek yutmak ne oluyormuş ben göstereyim şimdi size, bırakın beni, tutmayın!”
“Yürü be ablacım, bizim için de vur bi tane!”
“Al benden de o kadar! Banka sömürüsüne son, tak etti artık canımıza, buradan kaçış yok” Maçta mıyız kardeşim, noluyorsunuz, celallenmeyin, vurmasana be, benim alakam yok ben sadece… Güvenliiik! Güvenlik nerdeeee?

Güvenlik kulübesinde birbirlerine hayat hikayelerini anlatmakta olan görevlilere zor bela sesimi duyurup da linç edilmekten ucu ucuna kurtulduğumda, Karakol bana cennet gibi gelmişti. İfade verirken “Olur böyle şeyler kardeş, sıkma canını, unut gitsin” diye sırtıma vuran polise karşı hislerim ise karmaşıktı. Oradan çıkarken saate baktığımda, randevuma yaklaşık 6 saat kadar gecikmiştim. Cep telefonumdaki cevapsız çağrı sayısını gördükten sonra gelen mesajı okumasam da olurdu:
“Yarım saattir seni bekliyorum. Benimle görüşmek istemediğini söylemen yeterliydi. Bu yaptığın büyük ayıp! Telefonunu rehberimden siliyorum.”
Ne diyim, Of!...

4 yorum:

Restless dedi ki...

pek beğendim, dimağınıza sağlık

Nefin Huvaj dedi ki...

teşkür ben.

Itır dedi ki...

nefin bir gün etrafa aziz nesin aziz nesin bakarken..

Nefin Huvaj dedi ki...

Ne güzelsin:)