22 Eki 2009

Grup Terapisi makuldür.

Sosyolog Nefin insanı bildiğiniz üzere bir reklam ajansında çalışmaktadır.

Bu kabulden hareketle bazı tespit ve önerilerde bulunmam yerinde olacak bana kalırsa (Sultan Süleyman’a bile kalmamışsa da).
Reklam ajanslarında egoları kafam kadar olan (kafamı minimum ölçü birimi olarak düşünün - ki kafam da aslında baya büyüktür yaşıtlarıma göre) insanlarla bir arada çalışmak, ortaya bir şeyler koymak zorundasınızdır. Ortaya konulan "şey"ler bir süre sonra, sonuçtan doğrudan etkilenen tüm taraflarca tatminsizlik olarak hissedilmeye başlandığında herkes birbirine agresifleşmeye başlıyor. Bu agresiflik ile başa çıkmak için benim gibi naif bir insan bile olsanız, duruma uygun çözüm yolları üretmeniz gerekecektir (misal: "Saygımla döverim lan seni!" prensibi).

Bu ve benzeri çalışma ortamları için Grup Terapisi*'nin şart olduğunu düşünmekteyim. Büyük şirket ve kuruluşlarda, kurumsal psikolojik danışman olabiliyor. Yalnız bu durum yine birey odaklı çözümler sağlayabilecektir. Sosyoloji kimliğimi seviyim size bir şey olmasın, bence tüm şirketler ve kuruluşlar acilen Grup Terapisi'ne geçmeli!

Neden?

Yukarıda sözünü ettiğim "kafam kadar egolar", sorunları kendi aralarında makul bir zeminde konuşamayacak mendebur insanlar olmaya başladıklarında dışarıdan bir müdahaleye gereksinim duyduklarının farkında bile değillerdir çoğu zaman. Bu müdahale, çalışılan ortam içerisinde bir görevi veya titri olan birinin "Abi yapmayın ama aaA" demesi şeklinde değil, efendi gibi bir uzman tarafından yapılmalıdır. Bağımsız bir sosyal psikolog ile koca kafa egoların "kesin bir çıkarı vardır.." diye düşünemeyecekleri bir alan yaratılabilir (olmadı en fazla maaşını alacaktır o canım sosyal psikolog, artık buna da bir şey diyen bizden değildir, ohadır!).

Grup Terapisi'nde basit sorularla çok temel sorunlara çözüm bulunabilir:
"Neden arkadaşlarınla mütemadiyen bağırarak konuşuyorsun?"
"Neden 1 haftadır herkes 10 parça iş tamamlarken, sen elindeki tek bir işi sündürüp duruyorsun? Neye sinirlisin? Yoksa tembellik ederek total verimi düşürmek hoşuna mı gidiyor?"
"Neden her şeye çözümsüzmüş gibi yaklaşıyorsun? Mutsuz musun?"
vb. gibi amatör sosyal psikolog soruları şu an ilk aklıma gelenler (ofiste miyim ne?).

Grup Terapisi baldan datlı olabilir. Denenmesi gerekir. Fayda sağlayabilir.

NOT: Aslen yaş odunla "Doğru durun ulan!" diyecek bir ak sakallı dede de çözüm olabilir ama onlardan fazla kalmadı günümüz modern toplumunda maalesef:)

*Grup Terapisi'nde; grubun üyelerinin duygularını yapıcı bir şekilde ifade etmesiyle yeni iletişim açılımları sağlanması veya tıkanan iletişim kanallarının açılması, çatışmaların uzlaşmayla çözümlenmesi hedeflenir. Bu yolla her üye bireysel olarak tatmin edici iletişimler gerçekleştirmiş olur ve dolaylı olarak grubun başarısı artar.

4 yorum:

cocostar dedi ki...

ehahaaha grup terapi iyi fikir bence:)
hatta yine bence uzun mesai saatleri ve nefinin kafası kadar egolar yüzünden asosyalliğin dibine vuran ajans insanlarına grupça yapılan her türlü aktivite iyi gelecektir. halay olsun, sex olsun farketmez:) böylece dağ başında tek başlarına yürüdükleri hissinden uzaklaşıp ses tonlarını şehir insanına göre ayarlabilirler. diye düşünüyorum :P

Adsız dedi ki...

bence de :)
eni, konu, amacı, aracı belli mutevazi eğitim kurumlarında bile senin kafam kadar diye tabir ettiğin ego portrelemelerine maruz kalıpta "peki neden, ne kazanıcaksınn, ne olucaksın ki, olsan ne olur deger mi bunca sacmalamaya ??" sorularını mesai saatlerinde kafasının içinde evirip cevirip cevaplamaya calısıyosa kişi, seninki gibi "hayli kreatif" ortamlardan daha yuksek performanslar bekler (bu arada bi suredir buyuk bir zevkle mad men izliyor "erkek egosu"'nun kreatif ortamlarda nelere kadir olduğunu neşeyle takip ediyorum, aklıma da sıklıkla sen geliyorsun, izliyo musun?)
ama:
yine de cok umutlu değilim, şoyle ki: o elemanların hepisine gece gunduz grup terapisi yada baska bi yontemle ayna tutsan, yansıtsan, aydınlatsan, parlatsan hiçbiri üstüne almaz baska birinden bahsediyosun zanneder. ego boyle bişeydir cunku. biliyorsun bulent ersoydan, kenan evren 'e herkes "aslında cok duygusaldır". bakakalırsın "sen mi?" dersin de, içinde kalır, dısarıya ses cıkmaz. herkes cok duyarsızdır da bir "o kişi" hayatı cok dusunen,irdeleyen dolayısıyle cok ceken ve farklı olandır. ego boyle bişeydir. mesaj gitmez. gitse zaten "ego" olmaz..
diyesim geldi..

opuyorum :)

seteney

cocostar dedi ki...

nefin bloguna yazı yazsın:)

Nefin Huvaj dedi ki...

Setecim, bayıldım yukarıdaki çıkarımına. senin de bir günlüğün olsa da okusa bu nefin istedim..

sevgimle,

nefin.