26 Şub 2007

iletişim mümkün mü

bu nasıl soru?
bu asıllı bir soru.

ileti ve iletinin mesaj olarak karşı tarafa ulaşması meselesi. her bir "kelime" ye (ki buna da biz kelime diyoruz. Türkçe olmasının ötesinde, cümle kurmak için gereken parçalar değil de "kelime" diyoruz) her zihinde farklı anlamlar karşılık gelebiliyor. 100 kişiye soralım (erol evgin her zaman haklıdır.), diyelim ki, "kelime" deyince aklınıza gelen ilk şeyi söyleyin, diyelim. yapalım bunu. bana sorsalar hemen derim ki şu an mesela (an derken bile an geçmiş oluyor, dolayısıyla herkes her zaman yalancı, çünkü an hiç bir zaman yakalanamaz ve dolayısıyla "yoktur" diye iddia etsek aksini kanıtlamak için birinin bir "an"ı yakalamış olması gerekir. dolayısıyla nerde an, hani nerde?) derim ki ben, kelime deyince aklıma gelen ilk şey dimne. Haydiiii..karşı taraf "abi şurda bişi anlamaya çalışıyoz illa bi alay geççen bi bi şey!" diye yanlış yunluş konuştuğunda (yunluş olma nedeni: "alay geçmek" kullanımıdır) ona kızmak pek de mümkün değildir. Çünkü o gerçekten de bir şey peşinde doğru bir hamle yaptığını düşünüp, işini ciddiye alan bir yüz ifadesiyle muhattaplık kurarken; benim böyle bir cevap vermem, onun "cevap olasılık skalası"nda yer almadığı için haklı da olacaktır. ama neye göre? "kendine göre". (Kaçınılmaz subjektivite-1).

oysa ben en haklı kişiyim bu dialogda. Genelde haklı olduğumdan değil (aslında biraz ondan da), "kelime" sözcüğünün benim aklıma getirdiği ilk şey "kelile ve dimne" oldu. Dolayısıyla da bu cevabı vermiş olabil(ir)dim. "kelime" bende "kelile"yi çağrıştırdığı için, 2 açılımlı serbest çağrışım ile "dimne" yanıtını verdim. Farklı anlam kodları da cabası (kaçınılmaz subjektivite-2).

geçen gün, ancak "sosyolog" kimliğimi bir kenara bırakarak izlerken haz duyabildiğim, pek sevdiğim yarışma olan "beauty and geek"i seyrederken yine bir dolu düşünceye gark oldum. Bunun nedeni olan durum ise şu idi: yarışma idarecisi (sunucudan öte bir görevi olan ama sunuculuk da yapan kişiye ne denir? traş bıçağı.) geek'e şu soruyu sordu "partnerini ilk gördüğünde, onu nasıl bulduğunu ifade et"(ingilizce sorunca soru gibi olmuştu ama?). Geek de "mide bulandırıcı" cevabını verdi. Partneri olan (tartışmalı) beauty geldi ve ona geek'in bu soruya nasıl cevap vermiş olabileceğini sordular, o ne dedi? "Neşeli". Geek'in cevabını öğrendiğinde ise nevri döndü (sıtkı filan komple sıyrılmış da olmalı ki, geekin kafasına doğru zıplar gibi bir hamle yaptı sinirle). şimdi. işimiz gücümüz yok, sıkılıyoruz diyelim. Böyle bir yarışmayı da lütfen seyretmişiz diyelim. yarışmanın bu kısmını izlediğimizde ne düşüneceğiz? "geek gerçekten de tam bir geekmiş!"
bence yanlış.
"Evet abi karı gayet de mide bulandırıcı".
Yine yanlış.

Burada, görünenin ardındakine bakmak farzdır sünnettir. değerli geek dostumuz, gerilince, heyecanlanınca midesi bulanan ve kusma tepkisi gösteren bir bünyeye sahip. Dolayısıyla, verdiği cevap gayet dürüstçe ve (kendine göre elbette) doğru.
aslen beauty ile uzak yakın ilgisi olmayan Amerikalı kızcağızımız ise, kendisini neşeli buluyor ve herkesin de kendisini öyle tanımlamasını istiyor. Oysa ona, "sence geek ne düşünmüştür ?" diye sorulmuştu. Bu kız salak mı ne! (heyecanlandığı faktörünü unutmayalım. ama midesi bulanmadı. geek'in bulanabilirdi pekala.belki bulandı da söylemedi.evet.belki beautynin midesi de bulandı ama bunu bilemeyiz.beauty olarak orada bulunan bir dişinin asla midesi bulanmamalı ayrıca.)

analiz:
beauty, geek ile değil, tamamen kendisiyle ilgili bir insan olması nedeniyle, çok faktörlü düşünce yapısından uzak bir şekilde "neşeli" cevabını vererek, bencilce bir suç işlemiştir.
geek ise, herkesin, onun heyecanlandığında midesinin bulandığını bilmesini beklemek suretiyle özgüvenli bir şekilde bu cevabı vermiş ve beauty şaşırıp kızınca da "ama heyecanlanmıştım" gibi kimsenin (but me) duyamayacağı ezik bir savunmada bulunmaya yeltenmiştir.

sıkıldığım için bitiryorum yazmayı. yoksa daha uzardı bu.

1 yorum:

The Unstoppable dedi ki...

yefili ben yıldo.carnavale.blogspot.comdayım.yazılarını keyifle takip edicem.ben de takip beklerim.öptüm