17 Tem 2015

Süte Ekmek

"Yemiyor, hiç bir şey yemiyor bugün!" demiştim sabah sabah. Ben biri bir şey yapsın bekler gibi kapıya, kuzum al yanakları yüzümde bana bakıyor. "Süte ekmek doğra. Çocuklar sever..." dedi Hanım. Süte ekmek. Bilemedim mi ben onu, düşünemedim mi, yoksa yakıştıramadım mı ne yaptım da vermedim. Süte ekmek, çocuklar severmiş. Büyüklerimizin anlattığı "Bizim zamanımızda..." hikayeleri gibi çok uzaklardan gelmiş, şöyle bir gülümseyip geçtim. Süte ekmek doğramadım. Benim al yanak öğlen bir güzel yemek yedi. Parka gittik, oynadı. Gün bitti, uyku vakti. Uykuya düşmeme az var, "süte ekmek!" diye doğruldum yatakta. Çocuklar severmiş. O ne güzel yardım eliydi öyle, o ne doğrudan, gerçek. Ah ben senin gelmişine geçmişine kurban olayım be ablam, diyesim geldi. Dememişim. Elini öpesim geldi. Öpmemişim. Anlamaz gibi gülümseyip geçmişim. Hanımı da bir daha görmemiş, yurdum gönlüne övgüler sunamamışım.
Oturdum anlattım işte. Hepi topu bir güzelleme. Yine söylenmemiş. Ama anlatılmış, niyeyse.

14 Mar 2013

Şule Gürbüz'ün Dediği

"Ben kendimi dinleye dinleye böyle oldum. Kendimde bu kadar dinleyecek ne vardı, şeytanın talimatı ile mi böyle hafız kesilip gece gündüz kulağıma üfledim, sonra duyduklarımla, belki uydurduklarımla sağır, dilsiz ve taş kesildim, bilmiyorum. Dedim ya buraya nasıl gelindiği belli, ama dönüş yolu artık bana hem her tür aşinalıktan uzak, hem tarifsizce yorgun ve kırgınım, hem bilmediğim, ifşası yasak bir hastalığı senelerdir çekmeye o kadar alışmışım ki yaşamak aslen nerelidir, nasıldır, kimlerle geçinir bilmiyorum. Herhalde ona aldırmayanlarla ya da, neyse. İnsan iyi olmaktan umudu keserse iyiymiş gibi yapabilir herhalde diye düşünüyorum."

Şule Gürbüz, Zamanın Farkında, s.31,32

18 Şub 2013

Dursa Sıkıntısı Geçecek Belki

Ben bugün bir öykü okudum.
Yusuf Atılgan, Saatların Tıkırtısı, Notos Dergi (35. sayı, s.47 - 49)
(...)
"Hem hikayemi yazmam için öğrenmem gereken önemli bir şey daha vardı. Bunu ondan soramazdım. Komşularından birine soracaktım. Ama kime? Karşıki bakkala mı? Olmaz güvenim yok ona. Kendi açısından görür insanları. "Saatimi karşı saattçıya onartmak istiyorum. Nasıl adamdır? İçinden değerli bir parçayı değiştirir mi dersin?" diye sorsam.
"Eh, hiç duymadım ama belli olmaz. Kişioğlu bu" falan deyip kuşkulandırır beni yok yere. İyisimi şu tabelacıya sorayım. Ne de olsa bir çeşit sanatçıdır o. İnanılır sözüne."

27 Oca 2013

Albayım?

"Bir şey yapalım ki albayım, sonu gelmesin. Mesela, bu parktan hiç çıkmayalım.
Havuzkenarıdevamlıheykeli olalım mesela. Yerimizi beğenmesek de direnelim."

Oğuz Atay, "Tehlikeli Oyunlar", s.104


3 Kas 2012

Yaprak

Artık savrulmuyorum diye, 
rüzgara meydan okuyacak değilim. 
Yaprak yapraktır.
Her zamankinden çok "yaprak" değildir
- başka yerdeyken de.


16 Eki 2012

Yaşam Sorumluluğu

"Ve yaşam sorumluluğunun verdiği huzursuzlukla,hayatın hızı, havailiği ve asılsız tatminleri karşısında duyduğu korkuyla Sartorius giderek daha da aceleyle çalışıyor, ölmekten ya da tekrar Moskova Çestnova'yı sevip acılara gömülmekten ürküyordu."

A. Platonov, Mutlu Moskova
(Günay Çetao Kızılırmak çevirisiyle)